Fotoğraf

2012-01-24 14:56:00
Fotoğraf |  görsel 1

İnsanları ne kadar düşünürsem düşüneyim beni o kadar düşünmediklerini öğrendim. Her ne kadar çok seversem ve kal dersem ardına bile bakamdan gidebileceğini öğrendim. Dilin karşısındaki gözlere söyleyemediği sözleri ... parmakların kolaylıkla yazabildiğini öğrendim. En fazla önemsediğim kişilerin benden hep uzaklaştıklarını öğrendim. İyi insan olmanın hep iyi sonuçlar getirmemekte olduğunu öğrendim. Ve kalbim ne kadar kırılmış olursa olsun dünyanın benim acılarımdan dolayı durmadığını öğrendim.. Kaynak : orgumolasi.blogcu.com Kaynak : zehra471.blogcu.com Devamı

Demiryolu Hikayecileri - Bir Düş-Oğuz Atay

2012-01-24 14:48:00
Demiryolu Hikayecileri - Bir Düş-Oğuz Atay |  görsel 1

Ulkenin buyuk sehirlere uzak bir dagbasi kasabasinda, bir demiryolu istasyonunda calisan uc hikayeciydik. Istasyon binasina bitisik yanyana uc kulubemiz vardi. Ben, genc yahudi, bir de genc kadin. Seyyar hikaye saticiligi yapiyorduk. Isimiz pek parlak sayilmazdi; cunku istasyonumuza tren cok seyrek ugruyordu. Ayrica, yalniz posta trenlerinin geldigi gunler iyi is yaptigimiz soylenemezdi. Ogleden sonra gelen posta trenlerinde daha cok elma, ayran ve sucuk-ekmek satilirdi. Bu saatlerde genellikle biz hikayeciler uyurduk. Boylece gece icin de dinlenmis olurduk: cunku bizim butun umidimiz, gece yarisindan sonra gecen tek eksprese bagliydi. Oteki seyyar saticilar bu saatlerde uyanip gelemezlerdi cogu zaman. Bizim de (hikayeciler) uyuyarak gece ekspresini kacirdigimiz olurdu. Oysa istasyon sefiyle de aramiz iyiydi; fakat nedense genellikle bizi uyandirmayi ihmal ediyordu istasyonun bu tek memuru. Ona da hak veriyorduk bir bakima: Makascilik yapiyordu, telgraflara bakiyordu, butun isaretleri duzenliyordu; trenlere bilet satmak, kapilari acmak, kapamak.. butun isler tek bir adamin uzerindeydi. Ona yaranmak icin sik sik bedava hikayeler veriyorduk; gene de bizi uyandirmayi unutuyordu bazen. Cogu zaman, kendiligimizden uyanmak zorundaydik. Butun gun de hikaye yazdigimiz dusunulurse, bunun pek kolay bir is olmadigi ortadaydi. Evet, ogleden sonralari uyuyorduk; ama genellikle aksam uzeri ilham geliyordu ve gecenin gec saatlerine kadar yakamizi birakmiyordu. Bu `yakamizi birakmiyordu' sozuyle alay ediyordu istasyonun sefi; biz de boyle anlarda, onun tek basina calistigini, her ise tek basina yetisemeyecegini unutarak siddetle elestiriyorduk onu: Istasyon sefligi odasina bitisik kulubelerimize kadar zahmet edemez miydi ekspresin geldigi siralar? Ayni isyerinde calisan memurlar sayilirdik bir bakima. Ustelik bazi geceler, yemegi bile unutarak elle yazdigimiz hikayeleri, istasyon sefinin odasindaki tek daktiloda temize cekiyorduk. Hikayecilige ilk ben basladigim ic... Devamı

Johann Sebastian Bach

2012-01-24 14:46:00
Johann Sebastian Bach |  görsel 1
Johann Sebastian Bach |  görsel 2
Johann Sebastian Bach |  görsel 3
Johann Sebastian Bach |  görsel 4
Johann Sebastian Bach |  görsel 5

Barok müziği denildiği zaman, hiç kuşkusuz akla ilk gelen isimlerden birisi Johann Sebastian Bach, 21 Mart 1685’de Almanya’nın Eisenach adlı küçük bir kasabasında doğdu ve yaşamının büyük bölümünü, aynı zamanda öldüğü kent de olan Leipzig’de geçirdi. Aile soyundakilerinin tümünün müzik içgüdüsü, sanat sevgisi ve müzik yaratıcılığı hep onda toplanmıştı. 25 yaşına kadar, ailesinin katkılarıyla beraber, kendi ilgi ve çabasıyla sürdürdüğü müzik çalışmalarını, bu yaşından sonra girdiği Lueneburg Michaelis Schule für Musik’te sürdürdü. Burada üstün yeteneğiyle dikkati çekti ve kısa süre sonra bu okuldan ayrılıp Hamburg’a gitti, orada çeşitli orkestralarda org ve harpsichord sanatçısı olarak çalıştı. Aynı yıllarda, saray orkestrasında kemancı olarak da bulundu(1703). Zamanın ünlü klavye ustası Buxtehude’nin öğrencisi oldu(1705). Daha sonra, saray orkestrası orgçuluğu(1708), saray orkestrası yöneticiliği(1714-1717) yaptı. 1723 yılında Leipzig Thomas Kilisesi’ne kantor ve Leipzig Ünivesitesi Müzik Bölümü Başkanlığına getirildi ve ömrünün sonuna kadar bu görevi sürdürdü. Tüm bu yıllar içinde günde en az 30-35 sayfa müzik yazdığı bilinmektedir. Johann Sebastian Bach, ömrünün sonlarına doğru geçirdiği bir hastalık yüzünden kör olmuş, bu onu tanrıya daha çok bağlamış ve en güzel dini öğeler içeren yapıtlarını ömrünün bu son dönemlerinde vermiştir. Johann Sebastian Bach, birçok şekillerde yüzlerce eser verdi ama bunların bir kısmını kendi yakmış, bir kısmı da kaybolmuştur. Buna rağmen günümüze... Devamı

Gözleri Siyah Kadın

2012-01-24 14:38:00

Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki Çok sevdiğim başına yemin ediyorum ben Koyu bir çiçek gibi gözlerin kapanırken Bir dakika göğsünün üstünde olsa yerim Ömrümü bir yudumda ellerinden içerim Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki...     Nazım Hikmet RAN Kaynak : pinarimcim.blogcu.com Kaynak : zehra471.blogcu.com Devamı

yılmaz erdoğan - etme - YouTube

2012-01-24 14:37:00

www.youtube.com Kaynak : sorsoyleyeyim.blogcu.com Kaynak : zehra471.blogcu.com Devamı